Anasayfa | Eczanelerimiz | İletişim-Künye | Resmi Kurum telefonları | Haber Ara | Sitene Ekle | RSS Kaynağı

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

Takvim

ELBİSTANLI DERDİÇOK

A.İhsan Kuyumcu

A.İhsan Kuyumcu

Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 5133
Tarih  Tarih : 20 Eylül 2011 20:26
 

     Derdiçok; Elbistan ovasının bir çok ozanlarından bir tanesidir. Halk edebiyatının hece vezni türünde ve genelde altı artı beş kalıbında onbirlik hece vezniyle şiirler yazmıştır. Zengin bir mani dünyası vardır. Derdiçok, halk edebiyatının, halk ozanlığı geleneğine bağlı kalarak gezip durmuştur. Gezdiği yerlerde gördüğü güzellere, güzelliklere şiirler söylemiş, zaman zaman da döneminin aşıkları ile atışma geleneğine uymuş, atışmalarda bulunmuştur.

     Asıl adı Ömer Lütfi olan Derdiçok, hicri 1290 yılında Elbistan’ın Kızılcaoba mahallesinde doğmuştur. Ömer Lütfi’nin Eshab-ı Kehf’e  gittiğinde rüyasında yedilerden Yemliha’yı gördüğü ve Yemliha’nın rüyasında ağzına tulumdan kum darısı döktüğü ve; “Oğlum Lütfi, bundan sonra senin adın Derdiço tur. Dertlerini şiirle söylemen için dilindeki bağı çözdüm. Bu tulumdan şu darı nasıl akıyorsa ağzından da deyişler öyle akacaktır.” Dediği söylencesi ağırlık kazanmıştır. Rüyasının sabahında  Derdiçok’un söylediği ilk şiiri çevresindekileri çok şaşırtır.

                Koydular yolumdan beni avare

               Getme aşkın yolu zor diye diye

               Bilmeyom ne ola bu işe çare

               Anca yalvarmaktır pir diye diye.

                                  Ne eyilik edersen etmeli burada

                                  Zerre kadar aklın varsa serde

                                  Feryat figan etsen ne çare orda

                                  Yatamam yerlerim dar diye diye.

                İnsanın onbeşte aklı serd’olmaz

                Zina dölü olan asla merd olmaz

                Ben sandım masumlarda dert olmaz

                Onlarda çağrışır şir diye diye.

     Derdiçok’un değişik türlerde gördüğü güzellere, güzelliklere söylediği sayısız şiirlerini bu sütunlara sığdırmamız mümkün olmadığı için  bazı şiirlerinin mahlası bulunan son kıtalarından örnekler vererek yetineceğiz,

           Tımar edip zülüflerini kesersin

           Bir söz desem belki bana küsersin

           Poyraz gibi yükseklerden esersin

           Sadırazam nesli misin sezgilim.

           Geldi Derdiçok’un sana bakmağa

           Savuşurken kıyamına kalkmağa

           Vâdin mi var, Kerem gibi yakmağa

           Keşiş kızı Aslı mısın sevgilim.

                            Derdiçoğ’um derdim vardır duramam

                            Sevdiğimi ben gözümden ıramam

                            Tenha bulup gözel gözel soramam

                            Olur m’ola ikrarsız yâr eş bana

          Derdiçok dalgayı boydan aşırır

          Giymiş ak fıstanı aklım şaşırır

          Alır beş paraya dile düşürür

          Aman sırrın verme yüze gülene.

                            Kaçma Derdiçok’tan bu sana netmiş

                            Has bahçe içinde yad bülbül ötmüş

                            Al yanak üstünde ireyhan bitmiş

                            Benzettim kokusun güle Fadıma

          Düştü Derdiçoğ’um gene dillere

          El suna idim koynundaki güllere

          Ölsem de sırrımı vermem ellere

         Ben senden korkuyom bildirin diye

     Derdiçok’un şiirlerinde çok değişik benzetmeleri görmek mümkün olduğu gibi insanı bir başka da düşündürebiliyor. Hatta bir şiirinde bir güzeli tarif ederken güzelliğine dünyaları değişmiyor, bir şiirinde de bir güzelin narin parmaklarını hıyara benzetebiliyor.

     Bu şiirinde bir güzelin güzelliğini dünya ile kıyaslıyor ve değişmiyor.

               Beni del’eyledi şirin gözleri

               Gürcistan’a şule verir yüzleri

               Bütün Edirne’yi değer gözleri

               Değişmem kirpiğin Hin’de Yemen’e

                          Maraş’ı Haleb’i almam kanına

                          Şam’ınan Mısır da kurban canına

                          Ankara İstanbul değmez şanına

                          İsfihan’ı getirelim gümana

               Tüm değer gözleri Btlis’i Van’ı

               Değer şu dünyayı büsbütün kanı

               Bir bakışı değer Koca Kenan’ı

               Yusuf Züleyha’ya o yar hümane

                        Bir yerinde bulamadım kusuru

                       Ola idim kapısında esiri

                       Bağdad’ı  Basra’yı değer Mısır’ı

                       Gören aşıkları gelir amana

              Derdi olan benim gibi ağlasın

              Ah ile vah ile gönül eğlesin

              Derdiçoğ’a mevlam yardım eylesin

             Ben yanıyorum Kerem gibi kime ne.

     Bu şiirinde de güzel bir kızın narin parmaklarını bir hıyara benzetebiliyur.

             Gördüm nazlım gerdanların sekili

             Çevresinde gül-ü reyhan ekili

             Perişan gezdirme siyah kekili

             Tara kaş üstüne, düz babam deme

                     Gezdim eşin yoktur cümle alemi

                     Nolur Derdiçoğ’a versen selamı

                     Hıyar parmaklara alsan kalemi

                     Beni defterine yaz babam deme

    Derdiçok, atışma geleneğine uyarken yeri gelmiş güzellerle atışmış, yeri gelmiş dönemin aşıkları ile atışmış.

    Güzellerle atışmalarından birkaç örnek;

                      Aman nazlım tenha değil yerimiz

                      Yadellere duyulmasın sırrımız

                      Biz aşıkız, güzel övmek kârımız

                     Kurban olam gel gücenme sözüme

                               Salanlı salanlı karşıma geldin

                               Olanca aklımı başımdan aldın

                               Yoksa keşiş kızı Aslıhan m’oldun

                               Kerem gibi ataş attın özüme

                     Senin gibi güzelleri sınarsam

                     Bülbül olup gül dalına konarsam

                     Yetişirim aşk atına binersem

                     Yüce dağlar düz görünür gözüme

                              Güzellere nasıl kötü söyleyim

                              Tatlı canı sana feda eyleyim

                              Bir mendil ver gece gündüz ağlayım

                              Yaş aktıkça ben basarım gözüme

            Derdiçok’un, döneminin büyük aşıklarından Şeydaî Baba ile atışmalarından birkaç örnek;

                        Var mı hey ağalar sözüme hata

                        Aşıklar cevherin dillerde sata

                        Sorarsan görmedi heç ana ata

                        Düşünüp cevabın vermeli Şeyda

                                 Boşandı zaptolmaz gönlümün bendi

                                Dolandı semayı ol neye bindi

                               Ver bunun manasın ol nereye indi

                               Varıp yüzlerini sürmeli Şeyda

                        Bunun cevabını isterim dilden

                        Hidayet mevladan ne gelir elden

                        Eder Derdiçoğ’um ne olur gölden

                        Soyunup ummana girmeli Şeyda

                             İkiz gelenlerin kim idi nesli

                             Kesilir erkeğin dişinin aslı

                             Gel aşık eyleme gönlünü yaslı

                             Dondan sonra şalvar giyen kim idi

    Derdiçok, semai türünde de şiirler söylemiştir. Fadime için söylediği semaisinin iki dörtlüğünü örnek olarak veriyoruz.

              İnsaf eyle beni yaktın

             Sineme hançeri çaktın

             Nedi öğrün öğrün baktın

             Aklım alır göz Fadıma

                        Kurban sana beşyüz gelin

                        Çık da gel karşıma salın

                        Tümtüs versen dünya malın

                        Daha sana az Fadıma

    Derdiçok, yeri gelmiş gönlünce taşlama da söylemiş.

              Küçükten uğradım kışa

              Aşk atını yordum boşa

              Ayaktaki geçti başa

              Ak sakallı pir kalmadı

                         Getmem gayrı bizim ele

                         Eğlenecek yar kalmadı

                         Nere gitsen bütün hiyle

                         Doğru söyler er kalmadı

              Aldanma dünya varına

              Azığın sakla yarına

              Söz veripte ikrarına

              Heç duracak yar kalmadı

    Derdiçok, halk şiirinin her dörtlüğü bir bütün olan ve kıta kıta söylenen mani türünde de söylemiştir.

                    Güzelim güzelim de

                    Albıstan’ın hanları

                    Gel sarılıp yatalım

                    Satım m’aldık canları

                            Elinde demir çapa

                            Kar yağar lapa lapa

                            Bizim oğlan gudurmuş

                            Gelmiyor ipe sapa

                     Güzelim güzelim de

                     Albıstan’ın karpuzu

                     Haylaz oğlan ne bilir

                     Bostan sanmış Yarpuz’u

Güzelim güzelim de

Albıstan’ın pazarı
Gönül benim değil mi
Hiç düşünmeden azarı                                                                           

Derdiçok da kendince dostlarına veda etmesini bilmiş, vedasını da bu şiiriyle sevenlerine söylemiş

Geldim pusulamı aldım
Bir ulu fikire daldım
Gedicim burada kaldım

Oğlum hakkını helal eyle

                       Yandı Lütfi’nin sinesi

                        Issız kaldı hanesi
            Kuzularımın anası

                        Sen de hakkını helal eyle

Boynu buruk kaldı kuzum

Gurbet elde yanar özüm

Seher küçük sağır kızım

Sen de hakkını helal eyle

                        Düştüm ben gurbete yanam

                        Bütün ataşlandı sinam

                        Aralıkta kalan anam

                        Sen de hakkını helal eyle

Gurbet oldu şimdi yerim

Yanar durmaz gayrı serim

Nazlı emmim Hacı Kerim

Sen de hakkını helal eyle

                        Yüzbaşı vermiyor izin

                        Gayri dinlemeli sözün

                        Öpün hafızımın gözün

                        Kuzum hakkın helal eyle

Kesildi onmaz dileğin

Düştü savuştu göbeğim

Beşikteki ak bebeğim
Sen de hakkını helal eyle

                        Böyle yaratanın işi

                        Diner mi gözümün yaşı

                        Büyük, küçük konu komşu

                        Bütün hakkını helal eyle

Böyle feleğin işleri

Vurdu sineme taşları

Derdiçoğun yoldaşları

 Siz de hakkın helal eyle

Derdiçok’u yeterince araştıramayanlar için 12 Aralık 1994 tarihli Elbistan’ın Sesi Gazetesi.

Kaynak;  İstanbul özaydın Matbaası, Naşiri: Selâhattin Taşkın  (TAM ELBİSTANLI DERDİÇOK)

 

 
Bu haberi paylaş: Google Favorilerime Ekle Google Facebook'a GönderFacebook Yahoo'ya EkleYahoo Digg'e EkleDigg Del.icio.us'a EkleDel.icio.us
 
Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

 

Adnan Güllü Adnan Güllü
WASHİNGTON ANITI ve OSMANLININ HEDİYESİ

Tarihçi

Zafer Eren Zafer Eren
KIRMIZI VE GRİ

DÜZ AYNA

A.İhsan Kuyumcu A.İhsan Kuyumcu
YOL AYRIMI

Şair-Yazar-Ressam

Mustafa Eşlik Mustafa Eşlik
YÖNETİCİLİK, LİDERLİK VE DUYGUSAL ZEKA

Yazar

Mahir Başpınar Mahir Başpınar
CÜCÜK TEPE (!)

Şair-Yazar

Hanifi Kara Hanifi Kara
EFENDİLER EFENDİSİ'NE

Eğitimci, Şâir ve Yazar

Sait Çolakoğlu Sait Çolakoğlu
ANAMIZ

Şair

Ömer Çay Ömer Çay
SEFA GELDİN RAMAZAN

Şair

Bilal Ay Bilal Ay
SUÇ KİMİN?

Ziyaretçi Defteri

OKU

YAZ

Gazetemiz

Önceki Gazeteler İçin Tıklayınız

Elbistan'da Hava


RSS Kaynağı | Yazar Girişi

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
bizimelbistangazetesi.Com © 2007-2019 Tüm Hakları Saklıdır.Kardeş Site www.bizimogretmenler.com Düzenleme: Kosker - www.bizimogretmenler.com