“Hak Nebi nin dilinde nifak sayılmış emanete ihanet Tohum toprağa, yavru yuvaya, yuva anaya emanet Şak şak olmuş toprak suya, su buluta emanet Medine hak Nebi ye, hak Nebi mağara ya emanet…”diyor şair bize de emanetimizi hatırlatırcasına Çocukluğumda girdiğim birçok evin duvarında el işleriyle özenerek yapılmış Kur’an-ı Kerim kapları içerisinde Kur’an-ı Kerim lerin duvarda asılı kaldığını görürdüm. Kapitonelerle yapılmış Kur an kaplarını değil de dantellerle işlenmiş olanları daha çok beğenirdim çok zarif görünürdü. Ama Allah duvara asıp saklayalım diye göndermedi ki, okuyup hayatımıza geçirelim diye göndermişti bu muhteşem kitabı. Birçok insan belirli zamanlarda Yasin, Mülk, Nebe, Rahman sureleri okur, Ramazan ayında hatim yapar ama hangi sure neden bahsediyor, Allah bize ne demiş, olaylar karşısında nasıl davranmamızı istemiş bilen ve okuyan insanların sayısı günümüzde maalesef çok fazla olduğu söylenemez. Merak etmediğimizden belki beklide çok umursamıyoruz haşa! Allah bize hem Dünya hem de ukbada ki saadetimiz için öyle ehemmiyetli, bir emanet vermiş ki; bizler O’ nu okuyup anlamaya çalışmayarak bu emanete sahip çıkmamış oluyoruz. Eğer tam manasıyla hayatımıza Kur’an-ı Kerim’ i dahil edebilirsek ahlaki yönde tahmin edilemeyecek kadar güzel boyutlara ulaşırız. Bundan birkaç yıl önce yolculuk yapıyordum. Saat gece yarısını geçtiği için otobüs içerisindeki bütün ışıklar kapatılmıştı. Sadece en ön koltukta oturanların ışığı açık bırakılmıştı. Koltukta oturan orta yaşlarda bir bayın öne doğru ( dişi veya başı ağrıyor gibi) başını salladığını fark ettim. Aklımdan ağrı kesici versem diye geçirirken bir baktım ki başına bir şapka taktı ve şapkanın yanından sallanan bir püskül evet bu bir hahamdı. Tevrat’ını açmış salını salını okuyordu. Daha önce bir Süryani kilisesinde rahib görmüş onunla konuşmuştum ama bir hahamla ilk defa karşılaşmıştım. Kutsal kitabı olan Tevrat’a ne kadar bağlı diye düşündüm. Bu zamana kadar çok fazla yolculuk yaptım. Yol boyunca bir kişinin bile Kur’an-ı Kerim veya mealini okuduğuna şahit olmadım. Üniversitedeyken arkadaşıma bir hocası bir yazarın bütün kitaplarını okuma ödevi vermişti. Arkadaşım bir gün eve büyük bir kutu kitapla geldi. O yazarın bütün kitaplarını çok kısa bir sürede hocası istedi diye okudu ve özetini çıkardı. Evet hocası istediği için bunu yapmıştı fakat Allah ın gönderdiği, okuyana şifa veren, emniyet veren Kur’an-ı Kerim i Allah okumamızı istediği halde o yaşına kadar arkadaşım toplam 5 sayfa bile meal okumamıştı. Ama Yüce Allah bu kadar kaynağın içerisinde, bu kadar rahat koşullarda yaşamamıza rağmen bilgisiz ve cehaletimizin hesabını mutlaka sorar. Meal okumak çok büyük bir ayrıcalıktır, bana göre insanın at gözlüklerinden kurtulup, hayatı çok daha geniş açılarla ele almasını sağlar. Mucize arayan insanlar için en büyük mucizedir Kur’an-ı Kerim. Böyle uyumlu ve ahenkli cümleleri yazmaya hiçbir cin ve insan topluluğunun gücü yetmez. Okuduğunuz zaman kalbiniz güvercin kalbi gibi titrer ve Allah tan daha çok korktuğunuzu hissedersiniz. Bazı ayetlerde de Allah’ın rahmetini kalbinizde sımsıcak hissettiğinizden gözleriniz den sağanak yağmurlar yağar adeta. Hani bir Hadiste diyor ya 2 göz cehennem ateşinde yanmayacak. Nöbet tutarken şehit olan askerlerin bir de Allah korkusu ve sevgisinden ağlayan gözler cehennemde yanmayacak diyor Efendimiz(s.a.s) Öyle olağanüstü bir kitap ki Kur’an-ı Kerim, insan hakları kural ve kanunlarının bile ayetlerden alıntı olduğunu düşünmekteyim. Bu emanete en çok sahip çıkan Allah a ve sonsuz Rahmetine doğru koşuyor demektir. Emanete tam manasıyla sahip çıktığımızda yine şairin deyimiyle “Güvercin gibi vefalı, örümcek gibi tehlikelere perdedar ol” uruz belirli bir süre sonra. Lütfen emanetimize en güzel şekilde sahip çıkmaya çalışalım ki Allah ta bize sahip çıksın hem Ahret’te hem de Dünya da. Şunu da söylemeden yazıma son vermek istemiyorum ki insanlara teşekkür, Allah’ a şükürdür. Meal yazmak için emek sarfeden bütün hocalarımıza teşekkürü bir borç bilirim ama özellikle Ali Ünal hocamıza kitabından istifade eden tüm insanlar adına ve kendi adıma teşekkürlerimi ve saygılarımı sunuyorum. Hepinizi her şeye Kadir olan Allah’a emanet ediyorum. |