Anasayfa | Eczanelerimiz | İletişim-Künye | Resmi Kurum telefonları | Haber Ara | Sitene Ekle | RSS Kaynağı

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

Takvim

ELBİSTAN SAVAŞI (15 NİSAN 1277)

Adnan Güllü

Adnan Güllü

Yorumlar  Yorum Sayısı : 6
Okunma  Okunma : 10585
Tarih  Tarih : 02 Aralık 2009 11:14
 

Memluklar ve Elbistan 

(Ed- Devlet- i Turkıyye (Türkiye Devleti)

 

Geçenlerde dostlarımla yaptığım tarih sohbeti sırasında “Tarihte Elbistan Savaşı 15 Nisan 1277” ile ilgili konu kapsamında sorular yöneltildi. Bende o sohbetin bilgilerini siz okurlara sunmak istedim.  

Moğollar 13.yüzyılda Çin Seddi’nden Macaristan’a kadar her yeri kasıp kavurmuşlardır, geçtikleri topraklarda canlı bırakmadıkları gibi her şeyi yakıp yıktıkları için, insanlığa “Moğol istilası” tabirini armağan etmişlerdir ve karşılarında hiçbir millet duramamıştı. Moğollar sadece Mısır ve Suriye’de devlet kurmuş olan Memluk Türkleri tarafından durdurulmuşlardır.

Değerli okurlar öncelikle Memlukları tanıyalım, kimdir bu Memluklar?  Memluklar, 1250 ile 1517 yılları arasında Mısır’da ve Suriye’de hüküm sürdüler. Kurdukları devletin en önemli özelliği, adının “Ed – Devlet-i Turkıyye” yani Türkiye Devleti olmasıydı.

İslam ordularında 9. yüzyılın başlarından itibaren yer alan ve çoğu Türk asıllı olan kölelerle askerler, 1250 yılında Eyyubi hanedanında ortaya çıkan yönetim boşluğundan istifade ederek Mısır’ı ele geçirmişlerdir. “Kölemenler” olarak da anılan bu devletin dünya ve İslam tarihi açısından en önemli özelliği, bu hanedana dayanmak yerine hürriyetine kavuşmuş bir köle olan askerlerin en güçlüsünün tahta çıkmasıydı ve tarihte bunun başka bir örneğine rastlanmamıştı.

Mısır ve Suriye’deki, Memluklu hakimiyeti iki döneme ayrılır. Türk köle – askerlerin hakim olduğu 1250- 1382 arasındaki döneme “Bahri” yahut “Türk Memluklar” Çerkes askerlerin hakim olduğu 1382 – 1517 yılları arasındaki devreye ise “Burci”  veya “Çerkes Memluklar” dönemi denir.

Memlukların en büyük başarıları, İslam dünyasının ciddi biçimde tehdit eden Moğollar ile Haçlıları yenerek bölgeden atmalarıydı. 13. ve 14. yüzyıllarda yakın doğunun en güçlü devleti olan Memluklar, 15. yüzyılda ateşli silahların kullanılması gibi teknolojik gelişmelere ayak uyduramayarak giderek zayıfladılar. Bölgede yükselmekte olan yeni güç Osmanlılara 1516 ‘da Mercidabık ve 1517’de Reydaniye(Ridaniye) savaşlarında yenilerek tarih sahnesinden silindiler. Ancak Memluk emirleri yani beyleri, 19. yüzyılın başlarında Kavalalı Mehmed Ali Paşa, tarafından ortadan kaldırılıncaya kadar Osmanlı hakimiyeti altındaki Mısır’da siyasal etkinliklerini sürdürdüler.          

1276'da Memluklar’ın Anadolu seferi başladı.1277'nin nisan başında Sultan Baybars Selçukluları İlhanlı(Moğol) zulmünden kurtarmak için Anadolu’ya sefere çıktı. Bu sırada Selçuklu veziri Süleyman Muineddin Pervane İlhanlılara karşı Memluklar ile ittifak kurarak Baybars’ı yardıma çağırmıştır. Moğol ve Haçlılara karşı İslam dünyasının savunucusu olarak yıldızı parlayan Baybars ısrarlı davetler üzerine Anadolu’ya yürümek zorunda kalmıştır.

Baybars’ın Anadolu seferine katılan Dîvânü’l-inşa( Yabancı devletlerle, eyaletlerle ve tabi hükümdarlarla yapılan yazışmaları, veliaht ve diğer görevlilerin tayinlerinleriyle ilgili tefviz ve tevkileri, halkın şikâyetleriyle ilgili devlet kararlarını hazırlardı)  kâtibi Abdüzzahir’in tuttuğu notlardan Memluk ordusunun Elbistan’a gelişi cereyan eden savaş ve Memlukların bölgede ki faaliyetleri ayrıntılı bir şekilde anlaşılmaktadır. Ayrıca onun notlarını eserine kaydeden İbn Şeddat ve Kalkaşandî gibi pek çok yazarda yapılan savaşı anlatırlar. Anadolu’ya yürümek amacıyla Baybars ordusu ile 26 Şubat 1277’de Kahire’den hareket etmiş, 15 Mart’ta Dımaşk’a(Şam) ve 6 Nisan’da da Halep’e ulaşmıştı. Burada bir gün kaldıktan sonra Heylan köyü üzerinden ilerleyerek Ayıntab- Dülük- Mercü’l- Dibac(İpek Çayırı anlamına gelen bu yer bu günkü Yukarı Pazarcık’da bulunan bir yerin adıdır.)- Göynük(Hades’ül-Hamra) üzerinden Göksu nehrini geçerek Akçaderbend’e gelindi.

İbn Bibi’nin belirtiğine göre, memlukların üzerlerine geldiği haberini alan Anadolu’da ki İlhanlı komutanları Tudavun Noyan ve Tuku Ağa, vezir Pervane’nin de olduğu Selçuklu ordusunu yanlarına alarak Elbistan’a doğru hareket etmişlerdir. Bunlar Binboğa(Horon) dağları yakınından geçerek savaşın cereyan edeceği yere doğru yaklaşmıştı. Bu arada ileri gönderilen Kirey adlı bir komutan emrinde 3000 kişilik öncü birlik ise memluk ordusunu Akçaderbend geçidinin Elbistan ağzında bekliyordu. Baybars, Sungur el-Aşkar komutasında bir öncü birliği onların üzerine gönderdi. İki öncü birliğin arasında 14 Nisan 1277 Çarşamba günü yapılan vuruşmayı Memluklar kazandılar.

Moğol ordusunda 10.000 Moğol, 1000 Gürcü ve çok sayıda da Selçuklu askeri vardı. Moğol(İlhanlı) komutanlar Selçuklulara ve Gürcülere güvenmedikleri için o askerleri kendilerinden ayırtmışlardı. İki ordu Elbistan ovasının Kalfa çayırında karşı karşıya geldiler. Yapılan savaş Memlukların zaferi ile sonuçlandı 15 Nisan 1277. Moğolların korktukları savaş esnasında meydana geldi. Selçuklu askerler Moğollara ihanet etti. Selçuklu askerler savaşa katılmayarak seyrettiler. 

Bu durum Moğol yenilgisini kolaylaştırdı. Üstün Memluk ordusu karşısında Moğol ve yardımcı Gürcü birlikleri ezilirler. Moğol tümen kumandanları olan Tuko(Tuku) ve Tedavan(Tedavun) Noyan'lar başta olmak üzere bütün Moğol ordusunun imhası ile sonuçlanan bu savaş neticesinde bölgeye geçici bir süre için Memluklar hakim olurlar.(15 Nisan 1277) Bu savaş sırasında Moğollar 6700 ölü, pek çokta tutsak verirler. Selçuklu birliklerin büyük bir kısmı Baybars’ın ordusuna katılırlar. Kimileri de gönüllü tutsak olurlar ve daha sonra Baybars Kayseri’ye girer.

Selçuklu, Baybars’ın bu Anadolu seferi hakkında müstakil bir belge meydana getirmiş bulunan Kadı Muhy al -Din(Muhiddin Bin-i Abdulzahir),bu savaşın Hunu(Arıtaş) sahasında olduğunu söyler. Başka bir tarih yazarı olan İzz. al Din Şaddad (İzzettin  Bin-i Şaddat), ise bu savaşın Elbistan Ovasında olduğunu söyler, ancak ovanın neresinde olduğunu belirtmez. Bu büyük savaşın Elbistan Ovasının neresinde kesin olduğu tam belli değildir.

Bizim yaptığımız araştırmalar sonucunda Kalfa çayırı Nurhak İlçesine bağlı Barış Kasabasının Derbent boğazını geçtikten sonra ki alan olarak gözükmektedir. Çünkü bu yol tarihi Suriye yolu üzerinde, ayrıca tarihi kayıtlara baktığımızda savaş için en uygun alan burası gözükmekte, Huni(Arıtaş) pek uymamaktadır.

(Memluklar daha öncede Mogolları 1260 yılında Filistin toprağında Ayn-Calut (Aynucalut) da büyük bir yenilgiye uğratmışlardı. Memluk ordusunu Sultan Seyfeddin Kutuz, Moğol ordusunu ise Nasturi Hıristiyan bir Türk olan İlhanlı Komutanlarından Ketboğa komuta etmekteydi. 3 Eylül 1260 tarihinde yapıldı. Savaş sonrası ele geçirilen Moğol komutanı Ketboğa idam edildi. Ayn Calut savaşı el patlayıcıların kullanılmış olduğu bilinen en erken savaş olduğu için dikkate değer bir savaştır. Memlüklar bu ikinci büyük zaferle Suriye'yi aşıp, Anadolu içlerine doğru sınırlarını genişletirken, Selçuklu Devleti aksine gittikçe artan Mogol baskısı altında çökmeye başladı)

Sultan Baybars, bu zaferden sonra, Hurman Kalesine uğramış ve Ashabü’l – kehf mağarasının bulunduğu Efsus yakınlarından geçerek Kayseri’ye doğru ilerledi. Sultanın yanında bulunan  İbn Abdüzzahir, Kayseri’ye doğru gittikleri yolun yakınında Ashabü’l – Kehf’in bulunduğunu ve söz konusu yerin Yedi Uyurlar hadisesinin geçtiği mağara olduğunu belirtmektedir. Memluk ordusu tahminen Yalak (Yeşilkent), Saruz, Yedioluk, Zamantı ve Karatay Kervansaray’ı üzerinden geçerek Kayseri’ye ulaşır. Baybars şehrin Selçuklu yöneticileri tarafından terk edilmiş olduğunu gördü. Bir süre burada kalan Baybars, Pervane’nin huzuruna gelmemesi üzerine Kayseri’yi terk ederek geldiği yoldan dönmeye karar verdi.

Baybars’ın kısa sürede Kayseri’yi terk etmesinden büyük neden Selçuklu veziri Pervanenin ikiyüzlü siyaset uyguladığını anlamış olması ve ordusunu erzak sıkıntısına düşmesi en önemlisi de Moğul hükümdarı Abaka Han’ın büyük bir ordu ile üstüne doğru gelmesi sebep olmuştur. Pervane ise Baybars ve Abaka’yı karşı karşıye getirerek savaşın neticesine göre hareket etmek niyetindeydi. Onun gerçek amacı Anadolu’da tek söz sahibi olmaktı. Baybars dönüş yolculuğunu geldiği yolun biraz kuzeyinden yaptı. Alâeddin Kervansarayı(Sultan Hanı) – Yabanlu Ovası ve Zamantı kalesi takip edilerek 30 Nisanda Elbistan’a geldi.  Memluk Sultanı Malik al Zahir Baybars (,Baybars ya da tam adıyla El-Melik el-Zehir Rukneddin Baybars el-Bundukdari)  kendisini karşılayan Elbistan’ın ileri gelenlerine savaş alanında ki ölen Moğol askerinin sayısını sormuş, onlarda 6770 kişi saydıklarını belirtmişlerdi. Ancak bu sayı savaş meydanında öldürülenler olup kaçarken telef edilenler dahil değildi. Süryani tarihçisi Abu’l- Farac ise öldürülen Moğol askerlerin 5000 kişi olduğunu yazar.

Elbistan üzerinden geçerek Akçe- Derbend’e ulaşan Baybars, ordusunun ağırlıklarını ve Moğollardan aldığı genimetleri hazinedarı Bedreddin idaresinde önce yollamış ve iki gün bekledikten sonra geri kalan kuvvetlerle ilerleyerek Akçaderbend’in yanında ki kervansaray’a gelmişti. Buradan onun yolunu değiştirerek sarp dağlar üzerinden ilerlediği görülmektedir. Baybars’ın bu şekilde hareket etmesinin sebebi muhtemel bir Moğol saldırısı ve pusudan sakınmasıdır. Göksu’ya ulaşan Memluk ordusu burada geceledikten sonra 4 Mayıs tarihinde Göynük’e geldi. Baybars, yine taktik icabı yolunu değiştirerek ülkesine, geldiği Antep üzerinden değil de Maraş tarafından gitmeye karar verdi. Sarp dağlardan ovaya inen Memluk ordusu el- Han ırmağı yönünde ki harap durumda bulunan el-Eskerkis adlı kalenin yanında konaklamış daha sonra Maraş’a bağlı Börklüce yakınından geçerek Karsu çayı yönünde ki Merri’de konakladı. Buradan hareket edilerek Derbsâk karşısına mola verilmiş ve daha sonra da 11 Mayıs ‘ta Baybars, Haleb yakınlarında Anadolu seferine çıkarken konakladığı yer olan Harim’e ulaştı. Baybars’ın Anadolu seferinin Maraş üzerinden gerçekleştirmesi, Moğollarla Elbistan ovasında savaşması birçok tarih yazarların Maraş ve Elbistan çevresi hakkında bilgi vermesine neden olmuştur. Bu sayede Ortaçağ’da Maraş ve Elbistan’ın çevresinin tarihinin aydınlanmasına katkıda bulunulmuş oldu.

( el- Han Nehri : Bugün bu isimde nehir yoktur. Kuvvetli ihtimaldir ki Pazarcık yakınlarından geçerek Maraş’ın güneyini kat ederek Ceyhan nehrinin kolu olan Aksu nehri olmalıdır. Bu nenrin geçilmesinden sonra bir kaleye gelindiğine göre burası da Aksu kenarında bugün harabeleri olan kalelerden biridir.

El- Eskerkis: Pazarcık ilçesinde Aksu nehri kenarında bulunan kalelerden biridir.

Börklüce: Yeri bilinmeyen Maraş ovasında bir yer olmalı

Meri : Amanos dağları ile Çukurova arasında Arapların derbend el-Mery dedikleri boğazdır. )

Bu olayı duyan Hülağa’nın ölümünden sonra İran – İlhanlı (Moğol) İmparatorluğunun başına geçmiş olan Elbistan’da ordusunun yenildiği ve Selçukların kendisine ihanet ettiğini öğrenen Moğol hükümdarı Abaka Han, haziran ayında İran’dan süratle hareket etmiş ve yanında vezir Pervane olduğu halde Sultan Baybars'ı yakalamak üzere, Elbistan'a gelmiş ise de, Baybars'ın Suriye'ye geçmiş olmasından dolayı maksadına ulaşamamıştır. Abaka Han 1277’nin Temmuz’un da Elbistan Ovasına gelip savaş meydanındaki Moğol ölülerini görünce üzüntüsünden ağlamıştır. Ölüler arasında hiçbir Selçuklu askerleri ve beyinin cesedine rastlamayınca gazaba geldi ve öfkesi bir kat daha arttı, tuzağa düştüklerine dair söylentilere inanmıştı. Bundan dolayıda kendisine vezir Pervane’nin ihanet ettiğini anlamıştı. Abaka çok iyi bir askerdi. Elinde ki topuzun sapıyla savaş meydanında Baybars’ın ordusunun kapladığı alanı ölçmüş ve onun yanında ne kadar asker olduğunu tespit etmeye çalışmıştı. Bundan onun ne denli usta savaşçı olduğu anlaşılmaktadır. Bundan sonra Abaka Han, 30.000 kişilik ordusuna Baybars’ı takip emri verdi. Bu kadar sayıda ki askerle Baybars ile baş edemeyeceğini anlamış olmalı ki, Göynükê kadar ulaşan ordusuna geri dönme emrini verdi. Abaka Han Moğolların yenilgisinin intikamını Memluklardan alamadı.

Ancak ihaneti karşılıksız bırakamazdı. Öncelikle Anadolu Selçuklularını cezalandırmaya karar verdi. Çünkü Abaka Han’a göre, Anadolu halkının ve Selçukluların Baybars ile anlaşıp çağırttıkları ve Moğolların yenilmelerine yol açtıkları için işte, bu nedenden dolayı öç almak için Anadolu’ya gelmiştir. Ayrıca Baybars’la gizlice anlaştığı için vezir Pervane Muinüddin Süleyman’ı 1277’in Ağustos’unda Van’ın kuzeyinde bulunan Aladağ’da idam ederek öldürttü. (1277)

Başta Elbistan olmak üzere, Anadolu baştanbaşa yakılıp yıkıldı, yüzbinlerce insan öldürüldü. Anadolu Türk- Türkmen’inden dönemin kaynaklarına göre 200 bin – 600 bin arası insan öldürtür. Bir o kadar da tutsak alır. Tutsakların 400 binini Bayburt’ta salıverir. Semerkant’tan Kayseri’ye kadar öldürülenlerin sayısı 6 milyonu geçer. Sadece Bağdat’ta 2 milyon insan can verir ve birçok kent tarla haline gelir.

Baybars'tan çıkaramadığı intikamı Anadolu halkından çıkarmıştır. Anadolu Selçuklu Devleti'nde ilk dinsel kıyımlar bu döneme rastlar. Baybars Hıristiyan kırımı, Abaka İslam kırımı yapar. Daha sonra dinsel kırımları Türkmen kırımları izler. Abaka Han'ın Anadolu yönetimini bıraktığı Prens Kongurtay( 1278- 1284),tam bir kırım yapar.

Burada kısa açıklama yapmak gerekmektedir, Abaka Han kimdir ?

(İran – İlhanlı (Mogol) Devletinin İkinci hükümdarıdır. Zulmü ile meşhur olan Hülagu’nun oğlu. 1234 yılında doğdu. Dedesi Cengiz Han ve babası Hülagu gibi kan dökücü ve zalim kimse olan Abaka Hanın çocukluğu ve gençliği, doğduğu yer olan Moğolistan’da geçti. 1256 yılında babası ile birlikte İran’a geldi. Hülagu’nun 1258 yılında Bağdat’ı yakıp yıktığı ve 800 binden fazla Müslümanı katlettiği sırada, onunla beraber bulundu. Babasının ölümü üzerine, hanedan temsilcileri tarafından hükümdarlığa seçildi. Hülagu, Bizans İmparatorunun kızını istemişti. Fakat kız yolda iken, Hülagu öldü. Abaka Han babasının yerine bu kızla evlendi.

Babasının Mısır Memluklerine ve Müslümanlara karşı başlattığı zalimane mücadeleye devam etti. Koyu bir Budist olan Abaka Han, Bizans İmparatorunun kızı ile evli olduğundan, Müslümanlara ve Türklere karşı düşmanca Hıristinyalara karşı dostça siyaset takip etti. Bu davranışını Avrupa devletleri memnuniyetle karşıladı. Bütün gayret ve çalışmalarına rağmen Avrupalılar ile birleşip Memlukler üzerine hâkimiyet sağlayamadı.)  

Yukarıda yazdığım gibi Memluk Sultanı Baybars 1277 yılında Moğol kuvvetlerini Elbistan’da yendikten sonra, Kayseri’ye kadar ilerlemesine rağmen Suriye’ye dönmek zorunda kalmıştır. Bu arada Antakya yolu ile Şama dönen Baybars orada aniden hastalanarak 1277 yılında 14 gün süren dizanteri neticesinde 54 yaşında vefat etti.

Memlukların Ermenilere karşı akınlarını engellemek isteyen Abaka ordusunu Suriye’ye yönlendirmiştir. Bu sırada Baybars ölmüş ve arakasından yerine geçen iki oğlundan sonra Memluk sultanı olan Seyfeddin Kalavun(1279-1290) Moğol ordusunu Humus’ta karşıladı ve Türkmenlerinin yardımıyla da Moğolları ağır bir yenilgiye uğratmıştı.

Memluk Sultanı Kalavun, 1281’de Abaka Han’ın kardeşi Mengü Timur komutasında bir ordunun Anadolu’ya gönderildiği ve bunların gerçek amaçlarının Memlukların üzerine yürümek olduğu haberini almıştı. Mengü Timur, Kayseri ve Elbistan arasında bir yere gelerek burada karargâhını kurmuştu. Bunun üzerine Kalavun da Ayıntap, Göynük ve Akçaderbend üzerinden geçerek Elbistan’a ulaşan bir keşif kolu gönderdi. Memlukların bu keşif kolu daha önce iki tarafın karşılaştığı Elbistan ovasında, bir gurup Moğol askerini mağlup ederek onarlın arasında bulunan Abaka’nın Emir-i ahuru olan Çoltar Bahadır’ı yakalamıştı. Bu şahıs Dımaşk’ta bulunan Kalavun’un huzuruna getirilerek, Moğol askerleri hakkında bilgi alındı. Bu bilgiler sonucunda Moğol ordusunda ki asker sayısı 80.000 olup bunun 50.000 Moğol olup geri kalanları ise Türk, Gürcü, Ermeni ve Haçlılardan oluşmaktaydı. Moğol (İlhanlı) ordusu Sarız-Elbistan-Akçaderbent-Göynük üzerinden geçerek Rahbe tarafına gelmiştir. Sultan Kalavun öncü birliklerle Moğolların gücünü yokluyordu. Ayrıca Orta Anadolu üzerinden gelen başka bir Moğol birliği Ermenilerin elinde bulunan Maraş’ı gelmişti. Mengü Timur komutasında Hama’ya doğru ilerleyen 80.000 kişilik ordu Rahbe üzerinden Hama’ya yönelir. Memluk ordusu da Hama ve Humus arasında bu orduyu karşıladı ve bir kez daha yenmeyi başardılar. Bu yenilgi üzerine Mengü Timur zehirlenerek öldürülmüş, Abaka Han’da üzüntüden kahrolarak öldüğü söylenmektedir.

 

                                                                                                                      Adnan GÜLLÜ

                                                                                                                    Tarih Araştırmacısı

Faydalanılan Kaynaklar

Elbistan Tarihi (Elbistan yayınları)

Türk Tarih Ansiklopedisi 

Tarih Dergisi (Cengiz Tomar)      

Selçuklu Devri (Mükrimin Halil Yinanç)

Selçuklu Tarihi (İbrahim Kafesoğlu)

 
Bu haberi paylaş: Google Favorilerime Ekle Google Facebook'a GönderFacebook Yahoo'ya EkleYahoo Digg'e EkleDigg Del.icio.us'a EkleDel.icio.us
 
Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Bu habere toplam 6 yorum yazılmıştır.

yüksel hıra [ 18 Mart 2013 01:01 ]
emeğinize sağlık çok güzel bir çalışma. gayet anlaşılır ifadeler ile dönemin kaynakları ışığında elbistan savaşı hakkında bilgi vermişsiniz tekrar tekrar teşekkürler.
osman baycan [ 26 Ekim 2010 01:46 ]
teşekkürler satır satır okudum çok ayrıntı çok güzel anlaşılır sağolun
asi [ 29 Haziran 2010 17:40 ]
spr olmuş baya işime yaradı tişikkür eddim:):)
ahmet tosun [ 23 Aralık 2009 02:33 ]
Sevgili Adnan kardeşim ne güzel yazmışsın. Neler varmış Elbistanla ilgili şeyler!!

Orhan'ın öldüğünü bugün öğrendim. Başımız sağolsun.

Yorumların tamamını okumak için tıklayın.

 

Adnan Güllü Adnan Güllü
WASHİNGTON ANITI ve OSMANLININ HEDİYESİ

Tarihçi

Zafer Eren Zafer Eren
KIRMIZI VE GRİ

DÜZ AYNA

A.İhsan Kuyumcu A.İhsan Kuyumcu
YOL AYRIMI

Şair-Yazar-Ressam

Mustafa Eşlik Mustafa Eşlik
YÖNETİCİLİK, LİDERLİK VE DUYGUSAL ZEKA

Yazar

Mahir Başpınar Mahir Başpınar
CÜCÜK TEPE (!)

Şair-Yazar

Hanifi Kara Hanifi Kara
EFENDİLER EFENDİSİ'NE

Eğitimci, Şâir ve Yazar

Sait Çolakoğlu Sait Çolakoğlu
ANAMIZ

Şair

Ömer Çay Ömer Çay
SEFA GELDİN RAMAZAN

Şair

Bilal Ay Bilal Ay
SUÇ KİMİN?

Ziyaretçi Defteri

OKU

YAZ

Gazetemiz

Önceki Gazeteler İçin Tıklayınız

Elbistan'da Hava


RSS Kaynağı | Yazar Girişi

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
bizimelbistangazetesi.Com © 2007-2014 Tüm Hakları Saklıdır.Düzenleme: Kosker - Yazılım: